Altılı Masa ve İhanetin Tarihsel Süreci
27 Aralık 1907 senesinde Paris’te bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya 2. Abdulhamit’i devirmek ve ikinci meşrutiyeti ilan etmek isteyen Terakki ve ittihat, Teflebbüs-i şahsi ve Adem-i Merkeziyet, Ermeni Taflnaksutyun, Mısır Cemiyet-i israiliyesi, Ahdı Osmani Mısır Cemiyeti ile Ermeniler ve Araplar tarafından yayınlanmakta olan bazı gazete ve dergilerin temsilcileri katıldılar. Yapılan kongre sonunda 2. Abdülhamit’i tahttan inmeye zorlayarak ikinci meşrutiyeti ilan etme kararı alındı. Bu amaçların gerçekleşmesi için de bir dizi eylem planı hazırlandı. İlk önce sivil direniş (sivil itaatsizlik) geçekleştirilecek, halka hükumete vergi vermemesi söylenecekti. Yapılacak propagandalarla ordunun ihtilalcilere karşı silah kullanmaması sağlanacak son olarak da amacın gerçekleşmesi için gerekirse toplu isyana kalkışılacaktı.
Geçtiğimiz günlerde muhalif güçlerin bir araya getirerek
oluşturduğu altılı masanın en büyük aktörü CHP genel başkanının yapmış odluğu
“faturalarınızı ödemeyin” vergi vermeyin çağrısına dikkat çekmek isterim.
Birbiriyle alakası olmayan ve hatta taban tabana zıt birliklerin bir araya
gelerek Paris’te gerçekleştirdikleri toplantı ve ittifak ile bu altılı masa
ittifakının ortak özelliklerine dikkat etmek gerek. İkisinde de iktidarı
devirmek ve yeni bir rejimin kurulmasını sağlamak yatmaktadır. Birinde ikinci
meşrutiyetin ilanı diğerinde “güçlendirilmiş parlamenter sistem” Birinde
sultanın tahttan indirilmesi diğerinde Cumhurbaşkanının (Recep Tayyip ERDOĞAN)
iktidarına son verilmesi amaçlanmıştır. İttihat ve Terakki ile Rum çeteleri ne
kadar bir birine benzer ise mevcut altılı masanın ortakları da bir birine ancak
bu kadar benzer.
Bundan yaklaşık 100 sene önce kurulan şer ittifakının bir benzeri
olan mevcut ittifakın çalışma prensipleri de neredeyse tıpa tıp benzer
mahiyette. Herkesin Cumhurbaşkanı adaylarını açıklamasını beklediği bir ortamda
12 kez toplanan bu yapı henüz ortaya aday çıkartamamıştır. Çünkü ilgili yapının
amacı aday belirlemek olmayıp ittifakın yol haritasını çizerek, birbirinden tamamen
farklı yapıların görev ve ödevlerini tayin etmektir. Yüz sene önce ortaya
atılan fikir ve planın yeninden yapılması için görev tanziminden ibarettir bir
bakıma. Bu bağlamda kutsal ittifak(!) üyelerinin görev tanzimlerine bakalım.
Ali BABACAN (Deva Partisi Genel Başkanı) Anayasada düzenlenen vatandaşlık tanımını
değiştireceklerini ve anayasadan Türk kavramının çıkartılacağını söylüyor.
Buradan bahisle azınlıklara selam çakıyor. Türk milletinin kendine olan
güveninin artmasını sağlayan, ABD ve başka küresel güçlerin ticaret sahasına
müdahale eden, dünya savaş konseptini değiştiren İHA ve SİHA teknolojisinin
mimarları hakkında asılsız iddialar ortaya atıp “onlara dokunacağız” diyor.
Böylelikle bu teknolojiden en çok rahatsız olan terör örgütü destekçilerine ve
küresel alanda ekonomisi zarar gören silah tüccarı ABD ye iş başına
geçtiklerinde neler yapacaklarını bir bakıma nasıl tavizler vereceklerini
açıklıyorlar. Tabi konu sadece bunlarla sınırlı değil. Bir de bu teknolojinin
mimarlarının “devlet desteği ile bu işleri yaptıklarını ve aslında devleti
sömürdükleri tezviratını uydurup halkın, hem hükumete hem de bu insanlara olan
güveninin yıkılmasını ve özgüvenin sarsılmasını amaçlamaktadırlar.
Ahmet DAVUTOĞLU (Gelecek Partisi Genel Başkanı) Üç Tarzı siyasetin
yeniden yorumlanmasını ve toplumsal barışın sağlanmasını amaçladıklarını
söylemekte. “Bir Toplum Sözleşmesi Çabası Olarak Altılı Masanın Tarihi ve Düşünsel
Arka planı” isimli makalesinde Üç tarzı siyaset isimli makaleye atıfla yeni bir
toplumsal sözleşme aradıklarını iddia etmekte. Toplumda ayrışma olduğu kanısını
yayarak bu sorunun giderilmesini ve biraz da Osmanlıcılık politikası güdeceklerini
beyan etmekte. Ayrıca yaptığı çalışmalarla, mensubu olduğu yapının sosyolojik
tabanının ideolojik tanımını yaparak, iktidar kanadının eski bir mensubu olarak
belli bir kesimi etki altına alması beklenmektedir. Bütün bunların yanında
seçim sonu başa gelecek kişi kim olursa olsun yarattıkları sanal toplumun
temsilcileri tarafından yönetileceğini ve kararların bu yapıların temsilcileri
(meclis değil) tarafından kontrol edileceğini duyurarak, ittifakın en büyük
ortağının dile getiremediği kukla yönetim anlayışını halka duyurmaktadır. Her
ne kadar muhalefetin ana taraftar kitlesini bu açıklamalar rahatsız etse de
Davutoğlu kendine biçilen bu rolü oynamaktadır.
Gültekin
UYSAL (Demokrat Parti) Deprem öncesi yapılan tüm paylaşımlarına ve
açıklamalarına dikkat etmek gerek. Gültekin bey herhangi bir proje önermeden ve
dahi açıklamadan sadece altılı masaya methiyeler düzüp mevcut yapının
“istibdat” yapısı olduğunu ve hükumetin
anayasadan koptuğunu, devletin tek adamın hizmetine memur olduğunu (kurumlar
yokmuş gibi) ve rejimin yanlış işlediğinin propagandasını yapmakta. Buradan da
anlaşılacağı üzere kendisine biçilen rolün mevcut iktidarın ve rejimin
yıpratılması olduğu ve bu yolda mesnetsiz yahut temelsiz propaganda olduğudur.
İstibdat=Cumhur İttifakı
Temel
KARAMOLLAOĞLU (Saadet Partisi) İktidarla aynı sosyal tabandan beslenen bu
yapının rolü biraz daha ilginç. Ana rolü ülke içindeki muhafazakar kesimi
Cumhur İttifakından koparabildiği kadar koparıp, siyasi düzlemi tamamen zıt
olan ittifakın ana unsuru CHP ye sıcak bakmasını sağlamak.


Yorumlar
Yorum Gönder