Sanal Baskılar
Sosyal medyada zaman zaman fazla vakit harcadığımı fark ettim. Özellikle seçimin yaklaşması ile birlikte edebi kişiliği ön planda olanların bile bir şekilde "siyasi" paylaşım yapmaya başladıklarını gördüm." Bu ülkede herkes istisnasız futbol ve siyaset bilir." iddiasından öte bir durum söz konusu. Siyaseti gündelik yaşantısına bu kadar sokmayan kişilerin Twitter'da profesyonel siyasetçilerden bile daha sert ve daha yoğun paylaşım yapıyor olmasının elbette bir çok nedeni var. Fakat bunları bazı ana başlıklarda toplamak mümkün.Birincisi birşeyler söyleme ihtiyacı. Evet herkes kendisini ve ülkesini bu kadar ilgilendiren bir konuda bir şeyler söyleme ihtiyacı duyuyor. Sosyal hayatında ikili tartışmalara sebep olacak konulardan kaçarken, sanal dünyada bu tartışmaların tam göbeğine girebiliyor. Yüz yüze olmayan iletişimin de etkisiyle söylemek istediği her şeyi belli bir tartıya koymadan, süzgece ihtiyaç duymadan konuşabiliyor. Bu hem içinde biriktirdiği "ben de varım!" iddiasından hem de "yer kapma" güdüsünden kaynaklanıyor.
İkincisi sanal sosyal baskı. Twitter'ın geliştirdiği "sana özel" sekmesi sizi bir şekilde kendi girdabına çekiyor. Hayatında bir HDP linin veya tam tersi bir ülkücünün sözünü dahi duyma olanağı olmayan kişiler, yani kendi sosyal mecrasında yaşayan kişiler, illa ki duyduklarında tepki koymaları gerektiğine inandıkları "karşı gurubun iddialarıyla karşılaşıyorlar. Bu durumda okuyup geçmek yahut görmemizden gelmek yerine kendileri de bir çift laf ediyor ve süre gelen zamanda bu fikre karşı mücadele veren bir ruh haline bürünüyorlar. Bir çeşit "karşı cihat". Hatta bazen öyle mantık hataları oluyor ki, kendisini gazeteci olarak tanıtan şahıs "akıllı kağıtlardan üretilen oy pusulası var." diyecek kadar mantıktan ve bilimden uzaklaşıyor. Sekiz yaşındaki bir çocuğun bile güleceği bu iddiaya cevap vermemek olmaz... Tabi bu sanal sosyal baskı bazen de direk şahsınıza yönelip "bu konuda da iki laf etsene." şeklinde direk bireyi de hedef alabiliyor.
Üçüncüsü ise bazen farklı olabilmek bazense herkesle aynı olabilmek. Evet bazen farklı olduğunu ispat etme mücadelesi şeklinde tezahür ediyor. Bu gurup diğerlerine nazaran az iken kendisinin belli bir sosyal cemiyetin parçası olduğunu ispatlamak veya bu cemiyete girmek için verilen mücadele. Bu anlaşılabilir bir durum olduğu kadar da üzülesi bir durumdur.
Sözü fazla uzattığımı fark ederek kapatıyorum. Sosyal medya boza sanal bir simülasyon yaşatıyor. Bir çeşit metaverse. Bu metaverse içinde ise hep sizin adınıza düşünen, sizin adınıza hareket eden birileri var. Benliğin kaybolduğu bir ortam. Yaptığınız propaganda bile birbirlerinin attığı sloganlardan ibaret. Düşünsel dünyanızdan uzak şeyler. Hiç birinde ne felsefik ne düşünsel ne de edebi bir taraf yok. Bu kadar sığ bir ortamda kaybolmamak adına yapılması gereken şeyler ise belli. Edebiyat, tarih, felsefe, sosyoloji okumak ve çocuklarımiza bunları okutmak. Bunları başardığımız zaman sığ siyasi tartışmalardan ve bir birinin aynısı siyasilerden kurtulur birey olmayı hak ederiz.


Yorumlar
Yorum Gönder