Ağlayan Milliyetçiler'e
Türk siyaseti, İkdam
dergisi, Türk Yurdu dergisi gibi yayınlarla yönlendirilmiş ve Cumhuriyetin
kurucu unsurları kendi çıkardıkları bu dergilerle Cumhuriyet ve Türkçülüğün
temelini atmışlardır. Günümüzde bile hâlihazırda bu seviyede çalışmalar yok
denecek kadar azdır. 19. yy'ın sonunda ve 20. yy'ın başında yayınlanan bu
dergiler inanmış bir avuç insan sayesinde ayakta durmuş ve yapılan çalışmalarla
Türk Cumhuriyetinin kurucu ruhunu şekillendirmiş, Türkçülük şuurunun oluşmasını
sağlamışlardır. Aksiyoner olmayan
Türkçülük fikrine inanan, aksiyoner insanlar sayesinde bugün Türk
Milletinden ve dahi Türk Devletinden bahsedebiliyoruz.
Böyle bir siyasi mazisi
olan Türk siyaseti ve Türkçü aydınların "TV de bize yer vermiyorlar"
diye ağlamalarını kabul etmiyor gerekli aksiyonu tuba ağacı örgüsüyle çıkmaz sokaklara ve dahi, köy bucaklara
kadar taşımalarını bekliyoruz. Kazan'da yaşayan, Mısırda yayınlanan Türk
dergisine Üç Tarzı Siyaset isimli makalesini yayınlatıp, İstanbul aydınları
arasında "Osmancılık, İslamcılık, Türkçülük" fikrinin tartışılmasını
sağlayan Yusuf Akçuralara, talebesi Ziya Gökalplere, Yurdakullara ve
dahi bunların öğretmeni sayılan Veled Çelebilere layık olun. Kendi aranızda
yaptığınız sohbetlerden ve etrafınızda şekillenen üç beş şakşakçıdan uzak
durun. Ziya Gökalp gibi gerekirse gece seminerleri verin, halka açık
konferanslar verin.
Lideri şartlar doğurur
ancak insan da yaşadığı çevrenin ürünüdür. Ben bir Türk milliyetçisi olarak
sizin söyleyeceklerinizi henüz düşünmeden bilirim, mesele benim bilmem değil,
mesele bunu sürüsüyle dağa çıkan çobanın da bilmesi... Mücadele hırsınızın
eksikliğini iki TV Kanalının size yer vermemesini bahane göstererek ört
bas etmeye kalkmayın. Toplumsal değişimler akşamdan sabaha olmaz, belki bugün
değil ama yarın ve hayatta kalmak istiyorsanız bu mücadeleyi başlatmanız lazım.
Mücadele ve idealizm kolay iş değildir.



Yorumlar
Yorum Gönder