Karanlık ve Yağmur'a Dair
(ruhsal devinimler)
Bitkilerde ozmotik basınç vardır. Aslında bitkilere has değil de genelde yarı geçerken maddelerin sıvı alışverişini ifade eder. Ozmoz; suyun çözünen maddelerin az olduğu yani çözünen maddelerin neredeyse olmadığı ortamdan, çözünen maddelerin yoğun olduğu ortama geçişi şeklinde özetlenir. Bizlerin karanlık ve yağmurla olan bağlantısı biraz da bu şekildedir. Kimliklerine bu havalar o kadar iyi gelir ki en küçük hücrelerine kadar teneffüs eder. Eline kahvesini/şarabını alır şiir yazar. Çünkü içlerinde çözülemeyecek bir şey kalmamıştır.
İşte bizim içimiz öyle ki, henüz çözüleceğine inandığımız şeyler çok az. Aşk, para, kariyer, mutluluk nedir, ide, ego vs. Hatta “biz kimiz” sorununun bile henüz çözülmemiş ve yakın tarihte çözüleceğine dair bir emare yok. Bu kadar çözülmemiş ve çözülmeyecek şeyi içinde barındıran kişiye bu havalar ağır gelir. Üstüne çöktükçe çöker. Bu havayı teneffüs edip “yârin gözlerine iki şiir yazacak” kıvamda olduğumuz zaman haz alırız da zamanımız ve “an”ımız buna müsaade etmiyor. Çöktükçe çöküyor üstümüze karanlık… İçimiz karanlık, gün yüzü görmemiş...
Elbet bir gün bu karanlık içimizde kalmaz, her şey ya çözülür yahut
çözülecek kıvama gelir ve iki bulutun yarattığı karanlığı içimize çeker “gözler
ki birer parçasıdır sende ilahın” la başlayan dizeler yazarız.



Yorumlar
Yorum Gönder